Sık Sorulan Sorular
- Biz Kimiz?
- İnanç Açıklamamızı
- Neye İnanıyoruz?
- İbadet Zamanında Ne Yapıyoruz?
- Tarihi İznik İman İkrarı ne dir?
-Kutsal Kitap değiştirildi mi?
-İsa Mesih’in ölümü
-Neden Dört İncil var?
-İznik Konseyinde Ne Oldu?
-Adalet, Merhamet ve Lütuf
-Hıristıyan Olmak İçin Ne Yapmalıyım
İbadet Zamanında Ne Yapıyoruz?
-Tarihi İznik İman İkrarı: Kilisemizdeki önderler tarafından yönetilen ibadetimiz “Tarihi İznik İman İkrarı” ile başlıyor.
-Kutsal Kitap’tan Okuma: Zebur diye de bilinen Mezmurlar’ dan bir bölüm, kilise ailesinden biri tarafından okunur.
-İlahi ile Tapınma: Rabbimizi yüceltmek, övmek ve O’na tapınmak için Kutsal Kitap’ta da yazıldığı gibi ilahiler söyleriz. Rabbe ellerimizi kaldırırız ve O’nu alkışlarımızla yüceltiriz .
-Rabbin Sofrası Töreni: Kutsal Kitap’ta şöyle yazıyor: Ele verildiği gece, Rab İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve şöyle dedi: “Bu sizin uğrunuza feda edilen benim bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın”. Aynı şekilde, yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: “Bu kâse benim kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır. Bunu her içtiğinizde beni anmak için böyle yapın.” Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kâseden her içtiğinizde, Rab'bin gelişine dek Rab'bin ölümünü ilan etmiş olursunuz (1 Korintliler 11:23-26). Vaftiz olanlar bu sofraya katılırlar ve İsa Mesih’in buyruğunu yerine getirirler.
- Dua: Dua zamanı salonda bulunan herkese açık bir zamandır. Herkes Tanrı’ya ihtiyaçlarını söyleyebilir ve orada kilise önderlerinden biri dua eder ve bütün topluluk da o hafta boyunca dua eder.
(Herkesle paylaşılmak istenmeyen özel konular varsa ibadetten sonra kilisenin dua grubu sizi ön tarafta bekliyor olacaklar. Hafta içinde istediğiniz dua konuları için Çarşamba akşamları dua toplantılarına katılabilir yada telefon ile kilise görevlilerinden randevu alıp görüşme yapılabilir.)
-Vaaz: Vaaz zamanında, Kutsal Kitap’a bağlı olarak Tanrı Sözü’nü paylaşacak olan kişi konuşma yapar.
-Bağış ve Ondalıklar: Bağış ve ondalık toplanmasının amacı, kilisenin ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bağış ve ondalık vererek Rabbin buyruğunu yerine getirmiş oluruz ve Rabbe olan güvenimizi gösteririz. Misafirlerimiz için böyle bir zorunluluk yoktur. “Tapınağımda yiyecek bulunması için bütün ondalıklarınızı ambara getirin. Beni bununla sınayın" diyor Her Şeye Egemen RAB. "Göreceksiniz ki, göklerin kapaklarını size açacağım, üzerinize dolup taşan bereket yağdıracağım” (Malaki 3:10).
-Bereket Duası: Bereket duası kilise önderlerinden biri tarafından Kutsal Kitap’ın sözleriyle yapılır.
-Paydaşlık zamanı: Kilisemizin çay salonunda beraber sohbet ve çay zamanını geçirdiğimiz zamandır.
Tarihi İznik İman İkrarı
Konseyin sonunda İncil'in öğretişine dayanarak İsa Mesih' in Tanrı sıfatına sahip olduğu ortak bir bildiriyle yayınlanmıştır. İ.S. 325'te İznik'teki konseyde hazırlanan ve bugünkü Mesih İnanlıları mezheplerinin hemen hemen hepsince kabul inanç bildirisi şöyledir.
"Bir tek Allah’a inanıyorum. Yerin ve göğün, görünen ve görünmeyen tüm varlıkların yaratanı, herşeye kadir Baba Allah’a inanıyorum.
Tüm asırlardan önce Baba’dan doğmuş olan, Allah’ın biricik Oğlu, ve bir tek Rab olan Mesih İsa’ya inanıyorum. O, Allah’tan Allah, Nur’dan Nur, gerçek Allah’tan gerçek Allah’tır.Yaratılmış olmayıp Baba ile aynı özdedir ve herşey O’nun aracılığıyla yaratılmıştır.
Biz insanlar ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, Kutsal Ruh’un kudretiyle bakire Meryem’den vücut alıp insan olmuştur. Pontius Pilatus zamanında bizim için acı çekerek çarmıha gerilmiş, ölmüş, gömülmüş ve Kutsal Yazılara göre üç gün sonra dirilmiş, göğe çıkmış ve Baba’nın sağında oturmaktadır. Dirileri ve ölüleri yargılamak için şanla tekrar gelecek ve O’nun hükümdarlığı son bulmayacaktır.
Peygamberler aracılığıyla konuşmuş olan, Baba ve Oğul’dan çıkıp, Baba ve Oğul ile birlikte tapılan ve yüceltilen, hayatın kaynağı ve Rab olan Kutsal Ruh’a inanıyorum. Havarilerin inancına dayanan, evrensel ve kutsal olan tek kiliseye, kutsalların birliğine, günahların affına ve tek vaftize inanıyorum. Ölülerin dirilişini ve sonsuz hayatı bekliyorum." AMİN
Kutsal Kitap Değiştirildi mi?
Kutsal Kitap'ın değiştiği iddiası gerçekten çok uzak bir kavram olarak kalmaktadır. Kutsal Kitap bütün gerçeği ve geçekleşen peygamberlikleriyle binlerce yıldır ayaktadır.
Kitab-ı Mukaddes'in gerçekten Allah tarafından verilen bir kitap olduğu fakat verildikten sonra değiştirilip asıl metninin artık yok edildiği iddia edilir. Bu düşünce ile uydurulan bir İznik Konseyi (İ.S. 325) öyküsü, bu konseyde bilinçli bir şekilde İncil nüshalarının imha edildiğini ve sadece dört İncil seçildiğini anlatır. Bundan dolayı bazı Müslümanlar Tevrat, Zebur ve İncil'in orijinallerini kabul ettiklerini iddia ederler. Onların yorumuna göre:
"Hazreti Adem'den Yüce Peygamberimize (S.A.V.) kadar bütün peygamberler, Hakk katında tek din olan İslam'ın tevhit esaslarını tebliğ ettiler. Bu arada Hazreti İsa (A.S.) da bizim inandığımız tevhit esaslarını aynen ümmetine tebliğ etti; kendisine nazil olan İncil; Kuran'ımızdaki tevhit prensiplerinin aynını ifade eder... Fakat sonradan bazı kötü kişiler, Tevrat ve Zebur gibi İncil'i de tahrif ettiler, hurafelerle doldurup safiyetini bozdular. Biz Müslümanlar; İncil'in Hz. İsa'ya inen şekline iman ederiz. Bugünkü İncil'in bizim inandığımız saf ve tahrif olunmamış İncil'le, uzaktan-yakından hiçbir alakası yoktur." Dr. Ali Kemal Belviranlı, İslam Prensipleri, Şuur Yayınları, Konya, 1961, s. 135.
Acaba, "Bugünkü İncil'in orijinali ile uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur" iddiası doğru mudur? Bu konu çok önemlidir çünkü Müslümanların ve Hıristiyanların tüm tartışmaları bu tek nokta üzerinde dönmektedir: "Kutsal Kitap değiştirildi mi?" Ne yazık ki İslam dünyasından biri bu konuyu objektif bir açıdan incelemek istese bile ya çok az fırsatı vardır, ya da hiç yoktur. Bir Müslüman bu konuyu araştırmak için fırsat bulsa bile, bu defa da diğer Müslümanlardan tepki görmekte ve insanın özünde var olan araştırıcı merak unsuru körletilmektedir.
Eğer bir kimse sormadan ve araştırmadan bu tip iddiaları körü körüne benimsiyorsa, bu ne kadar güvenilir bir temel olur? Eğer Kutsal Kitap bozulmadıysa ve biz de bu konudaki gerçekleri araştırmadan "bozulmuştur" fikrini savunuyorsak, büyük bir günah işlemekle kalmayıp Allah'a da hakaret etmekte ve O'nu küçültmekteyiz demektir.
Müslümanların iddia ettikleri gibi Hıristiyanlığın Kutsal Kitap'ı değiştirilmiş midir? Eğer bu iddiaların yanlış olduğu ispatlanırsa, o zaman gerçeği kabul etmek gerekir. Kaldı ki, Müslümanların kendi kitapları da Kitab-ı Mukaddes'i desteklemekte ve ona tanıklık etmektedir. Eğer bir inançta var olmayan bir kavram, daha sonra bir yalan olarak inanca katılırsa, inanca bir fayda değil, sadece zarar getirir. Öyleyse, İslam'ın da emrettiği gibi doğruyu ve gerçeği aramak ve bulmak tüm Allah'a inananların görevidir.
"Tanrı'nın Sözü değiştirilebilir mi?" İşte bu küçük kitapta Hıristiyan ilahiyatçılar açısından bu sorunun cevabını bulmaya çalışacağız. Hem Tevrat, hem İncil, hem de Kuran'a bakacağız.
(www.kutsalkitap.org adresinden alındı)
İsa Mesih'in ölümü
İsa ile birlikte iki haydutu da çarmıha gerdiler. Ancak İsa Mesih'in çarmıh üzerindeki ölümünü onların ölümünden farklı kılan bir sebep vardı.
Kutsal Kitap'a göre her insan günahlıdır. Başlangıçta ilk yaratılan ve dolayısı ile tüm insan soyunun temsilcisi olan Adem, Tanrı'nın ölürsün diyerek uyardığı söze itaatsizlik etti. Bu olayın sonucunda günahlı olan insanın kutsal olan Tanrı'ya ulaşmasının, O'nunla yeniden ilişki kurarak o eşsiz bereketi yeniden yaşamasının tek yolu günahın ortadan kalkmasıdır.
Ancak insan soyunun yapabileceği hiçbir iyi iş ya da güzel davranış bunu sağlayamaz, çünkü hiçbir şey Tanrının gözünde lütuf bulabilecek derecede değerli olamaz. Bunu ancak Tanrı'nın kendisi yapabilir. Bu nedenle Tanrı insan soyuna bir fırsat daha vermenin planını hazırlayarak atamız İbrahim'le bir antlaşma yapmıştır. Tanrı bu antlaşmayla daha çocuğu olmayan İbrahim'e soyunu yıldızlar gibi, kum taneleri çoğaltacağı konusunda vaatte bulunmuştur. Gün gelmiş vaat gerçekleşmiş ve İsrail ortaya çıkmıştır (Bu gün devlet olarak karşımıza çıkan İsrail'den bahsetmiyoruz) ve bu vaatten doğan halk kendi içsel günahı nedeniyle her ne kadar istemese de yinede Tanrı'nın kurallarını yerine getirmeye çalışarak ve en azından Tanrı gerçeğinin ne olduğunu bilerek yaşamaya çalışmıştır.
Tanrı zaman içinde peygamberler aracılığı ile emirlerini onlara iletmiş ve yasaya uymalarını ancak tek başına yasaya uymanın değil gelecekte gelecek olan kurtarıcıya iman etmeleri şartıyla kurtulacaklarını onlara bildirmiştir. Bu bildiriş çeşitli dönemlerde ve gelecekte olacakların ayrıntılarını verir şekilde gerçekleşmiştir.
Bütün bu sürecin sonunda Allah'ın kelamı sözü aynen önceden bildirildiği ve planlandığı gibi beden almış ve bütün insan soyunun günahlarına kefaret etmek üzere kurban kuzusu gelmiş yazılmış olduğu gibi bütün insan soyunun ölüm acılarını çekerek çarmıha gerilmiş, ölmüş ölüler diyarına inmiş, üçüncü gün ölüler arasından dirilmiştir. Ölümüyle halkının günaha ölmesini ve dirilişi ile de halkının, yani bizlerin Tanrı ile barışmasını ve günahlarından kurtulup sonsuz bir yaşama kavuşmasını, yani aynı yaratılışın günaha düşüşten önceki bölümüne geri dönülmesini sağlamıştır.
Yukarıda da görüldüğü gibi aslında Mesih'in çektiği tüm acılar Görkemli yaratıcı tarafından önceden planmış, günahımızın ortadan kaldırılması için gerekli acılardır. Eğer Mesih bu acıları çekmese idi bizler Tanrı ile barışamazdık.
Sonuç olarak Kutsal Kitap ışığında açıkça söyleyebiliriz ki İsa Mesih önceden bildirildiği gibi çarmıha gerilmiş ve bütün bu acıları yaşamıştır bu nedenle Mesih'in kimin tarafından öldürüldüğünden çok neden öldürüldüğü önemlidir.
(www.kutsalkitap.org adresinden alındı)
Neden Dört İncil Var
Dört İncil dediğimizde ne anlıyoruz. Gerçekten de toplumda inanılan gibi dört tane İncil mi var? Bu dört İncil dediğimizde esasen İncil'in 29 kitapçığından ilk dördüdür.
Tek İsa'ya Dörtlü Tanık
Yeni Antlaşma (İncil) Hıristiyan aleminde "İncil'ler" olarak bilinen dört bölümle başlar. Bunların her biri İsa Mesih'in yaşamını kaydeder. "İncil"in kelime anlamı, Türkçesi "iyi haber" veya "müjde"dir. Dolayısıyla "İncil", beklenen Mesih ile ilgili müjdedir. Kitap (ve kapsadığı bölümler) açısından, "İncil" İsa Mesih'le ilgili müjdenin kaydıdır. Bu açıdan "Dört İncil" dediğimiz zaman Yeni Antlaşma kitabının dört bölümünden söz ediyoruz.
Başlangıçtan beri Hıristiyan alemi hiçbir zaman dört "İncil"den fazlasını kabul etmemiştir ve bugün elimizdeki "İncil'ler" de bunlardır. İkinci yüzyıldan da önce dört "İncil" geniş bir biçimde Roma İmparatorluğun dört bir bucağına yayılmış ve olduğu gibi okunup öğrenilmişti. Elimizdeki "Dört İncil"in ilk yüzyılda yazıldığı, isimlerini taşıdıkları kişiler tarafından yazıldıkları, Mesih'in yaşamının gerçek kayıtları oldukları ve Kutsal Kitap'lar Tanrı'nın Ruhu'nun esiniyle, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İsa hakkındaki müjdeyi değişik bakış açılarından yazdılar. Her "İncil" tek başına, Tanrı'nın Oğlu İsa Mesih'in güçlü bir bildirisi olarak ayakta durmaktadır.
Dört Portre - Tek İsa
Neden birden fazla "İncil" vardır? Burada iki neden ortaya çıkıyor:
1) "İncil'ler"deki tanıklık birbirini destekler ve aynı şeyler dört kez tekrar edilerek Mesih'in yaşamının büyük tarihsel gerçeklerini bilmemizi sağlar. Bir mahkemede birçok tanığın tanıklığı sadece bir tanığınkinden daha güvenilir sayılır. Buna karşın tanıklıkları kelimesi kelimesine birbirlerininkine uyuyorsa, birbirleriyle işbirliği yaptıkları şüphesi uyanır. Birbirlerini destekleyen tanıklıklarda aktarılan bilgi aynı olup kullanılan sözlerin birbirlerinden farklı olması tanıkların dürüstlüğünü gösterir. Aynı şekilde, dört "İncil"deki benzerlikler ve farklılıklar da onların gerçeklik ve güvenilirliğinin kanıtıdır.
2) Her "İncil", Mesih'i ayrı ve amaçlı bir bakış açısından gösterir. Sıradan bir insanın yaşamının kaydını yaparken, bir biyografici onun sosyal yaşamını, bir diğeri kişisel ya da özel yaşamını ve bir başkası da psikolojik biyografisini yazabilir. Her biri amaçlarına göre, bazı gerçekleri seçip bazı gerçekleri yazılarına katmayabilir. Aynı olayları anlatırken bile, her biri farklı ayrıntıları vurgular. Örneğin, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü ele alalım.
Onun bir komutan olarak yeteneklerinden söz etmek isteseydim, Çanakkale Savaşından bazı olayları seçerdim. Ona büyük bir sosyal reformcu olarak ilgi duyuyorsam Türkiye Cumhuriyetine ve toplumuna tanıttığı bazı devrimci değişiklikleri seçerdim. Yine, eğer sözcükleri kullanma yeteneğiyle ilgileniyor olsaydım, bazı ünlü sözlerini ve konuşmalarını seçerdim. Biyografide yer alan olayların seçilip düzenlenmesi amacıma bağlı olurdu. Sonunda ortaya çıkan biyografiler birçok bakımdan birbirlerinden farklı olsa da yine de her biri Atatürk'ün tamamen geçerli bir biyografisi olurdu. "İncil'ler" için de durum aynıdır. Her birinin kendi amacı vardır: bu yüzden her biri kaydedilmiş olan gerçekleri kendisine göre seçmiş ve düzenlemiştir"
Mesih'ini sadece bir değil dört ayrı mercekten görmemize izin veren Tanrı'nın bu planından ölçüsüz bir biçimde yararlanırız. "Birçok iplikten yapılmış bir ip, ipliklerin teker teker kendi kuvvetlerinden daha kuvvetli olduğu gibi, "İncil"in yazarlar tarafından bildirilişi, ayrılığındaki birlik ve birliğindeki ayrılıkla bütün olarak, teker teker kendi tanıklıklarından daha kuvvetlidir."
"Dört İncil" bir kişi üzerine dört tanıklıktır. Bunun için bazen bu dört bölüm "Matta'ya göre İncil", "Markos'a göre İncil", v.b. şeklinde tanımlanmışlardır. Her portre Mesih'i belirli bir ışığın altında ya da ilişkide açıklamak için dikkatle çizilmiştir. Peki, Mesih'e bu dört bakış nelerdir? İlk yüzyıldan beri, aşağıdaki perspektifler inanlılar arasında genel olarak kabul edilmişlerdir:
Matta - İbrahim ve Davut'un Oğlu Kral Mesih
Matta İncil'indeki Kutsal Ruh'un amacı bize İsa'yı, Kutsal Yazılar'da vaat edilen Mesih, İbrahim ve Davut'un oğlu, Göklerin Egemenliğinin mirasçısı ve özellikle de Yasa'yı veren Kral olarak göstermektir.
Markos - Büyük İşler Yapan Tanrı'nın Kulu Mesih
Markos bölümü bize İsa'yı, Tanrı'nın yetkili Kulu, sabırlı İşçi olarak göstermektedir. Bu nedenle de Mesih'i kanun yapmaktan çok çalışırken, konuşmaktan çok hizmet ederken görüyoruz.
Luka - İnsanların dostu olan Âdem'in Oğlu Mesih
Luka'da İnsanoğlu olan İsa'nın kayıp insanlara sevecen merhametini ve ilgisini görerek O'nun gerçek insanlığına kendimizi çekilmiş buluyoruz. Burada O'nu sadece İbrahim'in soyu için değil bütün insanlık için gelmiş olan ikinci Âdem olarak görüyoruz.
Yuhanna - Göklerden gelen Tanrı'nın Oğlu Mesih
İlk üç "İncil" İsa'nın yaşamını genellikle aynı yönden alırlar onların birçok ortak yanı vardır. Ama Yuhanna'nın tanıklığı bize Mesih'in diğerlerinin yansıttıklarının ötesinde çok değişik bir yönünü açık bir biçimde gösterir. Burada Mesih öncelikle yukardan gelen Kişi, Tanrı'nın Oğlu ve Sözü olarak görülür. Burada İsa Kendisinin Baba'yla bir, dünyanın Işığı, Yol, Gerçek, Diriliş ve Yaşam olduğunu bildirir.
Diğer özel vurgulamaları görmek de olasıdır. Örneğin,
Matta açık bir şekilde Yahudi okurlara seslenip İsa'yı Musa'nın Yasasının yerine gelmesi ve tamamlanması olarak gösteriyor.
Markos, Romalı kafasına sahip olan okurlara daha uygundur, İsa'nın öğretileri yerine, hizmeti ve gücü daha çok vurgulanmıştır.
"Luka İncil'i"ne giriş hakkında en çarpıcı şey kendisinin de gösterdiği gibi, Tanrı'nın lütfunun bütün insanlık için olduğudur. Grek yani Yahudi olmayan dünyaya hitap edilmiştir.
Kutsal Ruh'un diğer üçünden epey bir süre sonra Yuhanna'ya yazdırdığı "İncil", yukarıdaki üç grubun hepsine hitap edip onları imana çağırmanın yanı sıra, Mesih İnanlıları Topluluğu'nda Mesih'in Kimliği konusunda gelişen ince yanlışları yanıtlamak için çok uygundur.
(www.kutsalkitap.org adresinden alındı)
İznik Konseyinde Ne Oldu
Türkiye'de yaygın olan uydurma bir hikâyeye göre, İ.S. 325'te toplanan İznik Konseyi'nde papazlar bir yığın İncil'den dört tanesini seçip, diğerlerini yok etmişlerdir. Bu aslı astarı olmayan hikâyeye inanılması gerçekten son derece şaşırtıcı bir şeydir. Tarih ilmini iyi bilenler bilir ki: Tarihte cereyan ettiği söylenen bir hadiseyi doğrulamanın tek yolu, o hadisenin görgü şahitlerinin yazılarını incelemek ve değerlendirmektir. Tarih ilmi bundan ibarettir. İznik Konseyi ile ilgili bilinen tarihi kaynaklar o konseye katılan ve orada konuşmaları kaydeden Evstatyus, Atanas ve Evsebyus'un eserleridir. Bu belgeler
(1) konsey başkanı olan Antakyalı Evstatyus'un bir eseri;
(2) Atanas'ın "İznik Konseyi'nin Kararları" adlı eseri (İ.S. 350 ile 354 yılları arasında yazmıştır) ve 369 yılında Kuzey Afrikalı dini liderlere yazdığı bir mektup;
(3) Sezariyeli Evsebyus'un 325 yılında yazdığı bir mektuptan oluşmaktadır. Bunlardan başka hiçbir kaynak yoktur. Bunlara göre İznik Konseyi'ne katılanlar sadece İsa Mesih'in Tanrılığını tartışmak için toplanmışlardır. (Mesih'in yeryüzünde yaşadığı zamandan beri zaten O'nun Tanrı sıfatına sahip olduğu kabul edilmişti ama bir iki önemli din önderi yeni bir yorum getirerek, Mesih'in Tanrı sıfatına sahip olmadığı hakkında yeni bir fikir ortaya koydukları için konsey toplanmıştı.) Konseye katılanlar arasında İncil metni ya da içeriği konusunda herhangi bir ihtilaf olduğu kesinlikle kaydedilmemiştir. Bu tartışmada taraflar aynı İncil ayetlerinden faydalanmışlardır.
Zaten İ.S. 325 yılında İncil'i tahrif etmek imkânsız bir iş olurdu. O tarihe gelindiğinde Hindistan'dan İrlanda'ya, Etiyopya'dan Kuzey Almanya'ya kadar her yerde İsa Mesih'e inanan topluluklar vardı. Bir sürü değişik mezhebe ait olan bu topluluklar hiçbir zaman bir tek idare merkezinin kontrolünde değillerdi. Yani, hiçbir papa ya da başka bir hükümdar İncil'i imha ya da tahrif edebilecek konumda ve güçte olamamıştır. (Ayrıca, Roma Katolik Kilisesi'nin ilk papalığı "Papa Boniface" ile İ.S. 606 yılında başlamıştır.) Kaldı ki, o çağda bile İncil'in asıl Grekçesi'nin ve çeşitli tercümelerinin binlerce nüshası mevcuttu. Hepsini toplatıp yok etmeye kimsenin gücü yetmezdi.
Konseyin sonunda İncil'in öğretişine dayanarak İsa Mesih' in Tanrı sıfatına sahip olduğu ortak bir bildiriyle yayınlanmıştır. İ.S. 325'te İznik'teki konseyde hazırlanan ve bugünkü Mesih İnanlıları mezheplerinin hemen hemen hepsince kabul edilen amentü (inanç bildirisi) şöyledir:
"Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen, bütün şeylerin Yaratanı olan bir tek Baba Allah'a inanıyoruz; Bir tek Rab İsa Mesih'e inanıyoruz: Allah'ın Oğlu, Baba'dan doğan biricik Oğul, yani Baba'nın öz varlığından oluşan Allah'tan Allah, Nurdan Nur, gerçek Allah'tan gelen gerçek Allah, yaratılmış değil, Baba'nın özünden çıkmış, Baba'nın aynı öz varlığına sahip olan, Kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her şey yapılmış, biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni almış ve insanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan O'dur; Ve Kutsal Ruh'a da inanıyoruz."
İşte, gerçekler ortadadır. İncil tahrif edilmemiş ve değiştirilmemiştir. İsa'nın Tanrılığı hakkındaki inanç, İznik Konseyi'nde uydurulmuş değildir; başlangıçtan beri ve her devirde bütün Mesih İnanlıları topluluklarınca benimsenmiştir.
(www.kutsalkitap.org adresinden alındı)
Adalet, Merhamet ve Lütuf
Adalet hak ettiğimizi almaktır. Merhamet, hak ettiğimizi almamaktır. Lütuf, hak etmediğimizi almaktır.
İlk senaryo şöyledir: Sizin bir bisikletinizin olduğunu ve benim onu istediğimi farz edin. Ve bir gece, sizin evinize gizlice giriyorum ve onu çalıyorum. Beni yakalıyorsunuz ve ben hapse giriyorum (Hapis, yasayı çiğneyerek suçumun bedelini ödemem anlamına gelir). Ceza, yerini buluyor ve bu adalettir. Hak ettiğimi alıyorum.
Sonraki senaryoda, evinize giriyorum ve bisikletinizi çalıyorum. Beni yakalıyorsunuz. Beni hapse göndermiyorsunuz. Bunun yerine, beni bağışlıyorsunuz ve unutmamı söylüyorsunuz. Ceza (hapis) yerini bulmuyor. Bu merhamettir. Hak ettiğimi almıyorum.
Son olarak, evinize giriyorum ve bisikletinizi çalıyorum. Beni yakalıyorsunuz. Hapse göndermiyorsunuz.. Bana bisikleti vermiş oluyorsunuz ve üzerine bir de yüz milyon veriyorsunuz. Bu lütuftur. Ceza yerini buluyor (sizin hasarı ödemenizle) ve ben hak etmediğim şeyleri alıyorum (bisiklet ve yüz milyon).
Adalet, bedelin ödenmesini talep eder ve bu merhametin gereklerine uymaz. Merhamet bağışlanma arar ve bu adaletin gereklerine uymaz. Fakat Tanrı'nın durumunda, lütuf her ikisini de karşılıyor. Çünkü merhamet bağışlanan kişiye veriliyor ve adalet bağışlamanın gereğidir. Tanrı'ya karşı günahımız yüzünden cezalandırılmamız durumda da bu aynen böyledir. Fakat Tanrı'nın adaleti kendi üzerine düşüyor (İsa) ve bizler merhamet görüyoruz (günahlarımızın bağışlanması). Ek olarak, sonsuz yaşam, Tanrı ile ilişki ve İsa Mesih'in son gelişinde dirilecek bir vücut alıyoruz (lütuf).
Hristiyan Olmak için Ne Yapmalıyım?
Hıristiyan olmak bir futbol takımından bir başka takıma geçer gibi forma değiştirmek ya da falanca siyasi partiden usanıp öbürüne geçmek gibi bir taraf tutmak meselesi değildir.
Hıristiyanlık İsa'yı örnek almak, O'nun buyruklarına uymak ve ona yakışan ve İsa'nın yaşadığı günahsız hayata benzer bir yaşam sürmeyi arzu etmek, buna kesin karar vermektir. Ancak bu yeterli değildir, çünkü bu bir iman sorunudur. Kutsal Kitabın Rab'bin sözü olduğuna ve onda yazılanların doğru ve güvenilir olduklarına yürekten iman etmelisiniz. Eğer İsa için Kutsal Kitap o çarmıhta bizim günahlarımız için öldü, diyorsa ve bu size inanılmaz bir şey olarak görünüyorsa bu konuları araştırmanız doğru olur. Tanrı gözü kapalı bir imanı istemez, ancak unutmayın ki, insan aklı da bilgisi de sınırlıdır. Bütün sorularınıza cevap bulmayı beklerseniz, ömrünüzün son günü gelir ama iman edeceğiniz o gün asla gelmez. Kutsal Kitap, İncil/İbraniler imanı görmediğine inanmak olarak tanımlıyor. İman etmeniz gereken temel konular ise şunlar:
a. Tanrı sizi seviyor ve sizin için harika bir planı var.
b. Ancak insan Adem'den beri günah içindedir ve Tanrı'dan kopmuştur. Tanrı ile aramızda yaratılışta var olan yakın ilişki günah nedeniyle kırılmıştır.
c. Fakat bizi yaratan RAB Tanrı, bizi asla terk etmedi ve insanla barışmak istedi.
d. Tanrı, dünyayı o kadar çok sevdi ki biricik Oğlu'nu verdi. İsa Mesih çarmıhta senin yerine ve senin günahlarının cezasını çekerek, seni günahtan kurtarmak ve sana sonsuz yaşam vermek için öldü.
Dökülen kutsal kanıyla seni günahından arındırdı ve kendisine Rab ve Kurtarıcı olarak iman eden ve edecek olan herkese Tanrı'nın çocukları olma ayrıcalığını verdi.
e. Onu bugün hayatına kendi isteğinle ve imanla Rab'bin ve Kurtarıcın olarak davet eder, günahlarını itiraf ederek ondan af dilersen, Rab İsa söz verdiği gibi hayatına girerek ona düzen verir, günahlarını bağışlar ve sana vaktiyle elçilerine verdiği Kutsal Ruh'u verir.
f. Eğer yukarıda a-e arasında anlattıklarımın doğru olduğuna bütün kalbinle inanırsan bir odaya gir, yalnız başına ya da bir Hıristiyan kardeşin yanında bunlara inandığını açıkça söyle ve İsa'yı hayatına davet et. O bir hırsız değil. Kapıyı çalar ama nazikçe yapar bunu, onun için de İncil'de
İşte orada durmuş kapıyı çalıyorum. Kim sesimi işitir de kapıyı açarsa... dediğine göre kapıyı sadece çalıyor. Yumruklamıyor. Tanrının kendi yarattığı insana değer verdiğini, bu çok önemli kararı vermeyi insana bıraktığını gösterir.
Onu davet ettiğin anda Hıristiyan olursun, ama sakın unutma bu son değil sadece bir başlangıçtır ve bu yolu tek başına evinde Kutsal Kitap okuyarak yürüyemezsin. Bir kiliseye katılman ve her düşünceni o kilisenin önderleriyle paylaşman gerekir.